ABD Senatosu, enerji altyapısı projelerinin onay süreçlerini hızlandırmayı ve bürokrasiyi azaltmayı amaçlayan Bipartisan American Affordability and Jobs Act (BAAJA) tasarısını 9 Kasım'da oylamaya hazırlanıyor. Toplam 417 sayfalık yasa tasarısı, hem fosil yakıt hem de yenilenebilir enerji projelerinin önünü açarak teknoloji tarafsız bir yaklaşım sunuyor. Beyaz Saray'ın desteklediği tasarı, federal izin gerektiren projelerin kapsamını daraltmayı ve süreci hızlandıracak yeni teslim tarihleri belirlemeyi öngörüyor.
Tasarı, temiz enerji ve çevre grupları arasında farklı tepkilere neden oluyor. American Clean Power Association analizine göre, düzenleme şebekeye 350 gigawatt yeni temiz enerji kazandırabilir. Ancak Doğal Kaynakları Savunma Konseyi (NRDC), çevresel incelemelerin daraltılmasının kamu ve özel araziler için zarar verici olabileceğini belirtiyor. Rhodium Group tarafından yapılan bir analize göre, en iyi senaryoda tasarı 2040 yılına kadar ekonomi genelindeki emisyonları yüzde 4 azaltabilir, hane başına yıllık enerji faturalarını 78 dolar düşürebilir ve 200 gigawatt temiz enerji ekleyebilir; en kötü senaryoda ise emisyonlar aynı kalabilir.
Öte yandan, yasanın emisyonları artırabileceğine dair endişeler de bulunuyor. Purdue Üniversitesinden enerji modellemecisi Kevin Kircher'ın hazırladığı bir modele göre, tasarı 2025'te yürürlükte olsaydı enerji sektörü emisyonları mevcut temel senaryodan daha yüksek çıkabilirdi ve hava kirliliğine bağlı sağlık riskleri artabilirdi. Uzmanlar, yeni düzenlemelerin hem temiz enerjinin hem de doğal gazın büyümesi arasında bir ödünleşime neden olabileceğini ve fiyatların düşmesiyle artabilecek elektrik talebinin genel emisyonları yükseltebileceğini vurguluyor.